Entegre Raporlama Türkiye

E-Bülten (Mart Sayısı)
Başkan'ın Mesajı

Değerli Üyelerimiz,

Değerli Paydaşlarımız,

2026 yılının ilk çeyreği, ülkelerin ve kurumların jeopolitik riskler, küresel kriz ve savaş ortamının getirdiği maliyet artışları, tedarik zincirindeki sorunlar ve belirsizliğin getirdiği gündeme yoğunlaştığı bir dönem oldu. Maalesef refahın, ekonomilerin, barış ortamının ve sürdürülebilirliğin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha tecrübe ettik.

Bu süreçte dünya bir taraftan normal sürecine devam ederken sürdürülebilirlik, kurumsal raporlama ve sürdürülebilir finans alanlarında hem ülkemiz hem de küresel ölçekte önemli gelişmelerin daha görünür hale geldiği bir dönem oldu. Son yıllarda ivme kazanan regülasyon temelli dönüşüm artık yalnızca hangi bilgilerin açıklanacağına değil, bu bilgilerin kurumların yönetim yapıları, yatırım kararları, finansmana erişimi ve uzun vadeli değer yaratma kapasiteleri üzerindeki etkisine odaklanan yeni bir aşamaya evrildi. Bugün mesele artık yalnızca raporlamak değil; raporlanan bilginin kararları nasıl şekillendirdiği.

ERTA olarak biz de bu dönemde, bir yandan Türkiye’de TSRS uyumlu entegre raporlama ekosisteminin gelişimine sunduğumuz katkılarla süreci yakından takip ederken, diğer yandan sürdürülebilir finans, yatırım ortamının iyileştirilmesi, finansal okuryazarlık, kurumsal kapasite gelişimi ve COP31 hazırlıkları gibi birbirini tamamlayan alanlarda üyelerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yoğun ve verimli bir çalışma süreci yürüttük.

TSRS ile Yeni Dönem: İlk Zorunlu Yılın Ardından

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları kapsamında ilk zorunlu uygulama yılı, şirketlerin sürdürülebilirlik verisini üretme, toplama, doğrulama ve yönetim yapılarına entegre etme kapasitelerini yeniden değerlendirdikleri önemli bir eşik niteliği taşıyor. Nitekim önceki dönem bültenlerimizde de vurguladığımız üzere, TSRS uyumlu ilk raporların yayımlanması Türkiye açısından yalnızca teknik bir raporlama başarısı değil; küresel ölçekte öncülüğü güçlendiren stratejik bir gelişme olarak öne çıkmıştı.

Bugün geldiğimiz noktada artık odak, yalnızca rapor yayımlamak değil; bu raporlama deneyimlerinden öğrenerek daha güçlü veri altyapıları kurmak, kurum içi koordinasyon mekanizmalarını olgunlaştırmak ve sürdürülebilirlik konularını yönetim kurulu, risk yönetimi ve stratejik planlama süreçlerine daha sistematik biçimde taşımak. Bu nedenle 2026’nın ilk çeyreğini, TSRS uygulamalarının sahadaki yansımalarını daha iyi okuduğumuz; ihtiyaçları, boşlukları ve gelişim alanlarını daha net gördüğümüz bir dönem olarak değerlendiriyoruz.

TSRS ile Uyumlu Entegre Raporlama, Kurum İçi Dönüşümün Önemli Bir İtici Gücü Haline Geliyor

20 Ocak 2026 tarihinde IFRS Vakfı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz 2. TSRS Uyumlu Entegre Raporlama ve Denetimi Teknik Çalıştayı, bu dönemin önemli teknik buluşmalarından biri oldu. IFRS Vakfı Entegre Raporlama ve Bağlantıdan Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi Jonathan Labrey ve IFRS Vakfı Entegre Raporlama Teknik Uzmanı ve ISSB Akademik İrtibat Sorumlusu Dr. Laura Girella’nın katkılarıyla gerçekleştirilen bu çalıştay, bağlantılı raporlama, entegre düşünme ve denetim perspektifinin TSRS bağlamında nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin önemli bir ortak öğrenme zemini sundu.

Taksonomi ve Sürdürülebilir Finans Gündemi Güçleniyor

Bu dönemde sürdürülebilir finans; raporlama, taksonomi, geçiş planları, güvenilir veri ve yatırımcı iletişimi gibi unsurların birbirinden bağımsız değil, bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmasını zorunlu kılan bir dönüşüm alanı olarak karşımıza çıkıyor.

Taksonomi ise bu dönüşümün merkezinde yer alıyor; taksonomi yalnızca teknik bir sınıflandırma aracı olarak değil, sürdürülebilir finans mimarisinin temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Ekonomik faaliyetlerin dönüşüm önceliklerini tanımlayan ulusal taksonomi, sermaye akışlarının yönlendirilmesinde kritik bir rol üstlenirken; yatırımcı beklentileri, düzenleyici çerçeveler ve şirket stratejileri arasında güçlü bir hizalanma sağlayarak, tüm paydaşlar için ortak ve şeffaf bir dilin oluşmasına katkı sağlayacak.

2026 yılının ilk çeyreğinde Avrupa Birliği’nde sürdürülebilir finans ve raporlama alanında yürütülen Omnibus süreci de bu dönüşümün yeni bir aşamasına işaret etti. Süreç kapsamında sürdürülebilirlik raporlama ve durum tespiti yükümlülüklerinin kapsamı, zamanlaması ve uygulama yükü yeniden değerlendirilirken; çerçevenin daha uygulanabilir ve orantılı hale getirilmesine yönelik bir yaklaşım öne çıktı. Avrupa Parlamentosu’nda yürütülen yasama süreci, paketin CSRD ve CSDDD açısından sadeleştirme yaklaşımı doğrultusunda ilerlediğini gösterdi.

Bununla birlikte, söz konusu gelişmeler sürdürülebilirlik gündeminin öneminde bir azalmaya işaret etmiyor. Aksine, sürdürülebilirlik verisinin yatırım kararları, finansmana erişim ve tedarik zinciri ilişkileri açısından belirleyici rolünü koruduğunu; sistemin daha etkin ve uygulanabilir hale getirilmesine yönelik bir iyileştirme sürecinin yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Avrupa Komisyonu’nun 17 Mart 2026 tarihinde taksonomi kriterlerinin revizyonuna ilişkin geri bildirim sürecini başlatması da taksonominin daha geniş ölçekte benimsenmesini destekleyecek şekilde geliştirildiğini açık bir şekilde gösteriyor.

Yatırımcı Odağı ve Avrupa Birliği Eksenli Gelişmeler

Kurumsal raporlama ve sürdürülebilirlik uygulamalarında yatırımcı odağının giderek güçlenmesi, bu dönemin öne çıkan bir diğer boyutunu oluşturdu. Avrupa Birliği’nde sürdürülebilirlik raporlama standartlarının uygulanmasına ilişkin teknik düzenlemelerin gözden geçirilmesi, raporlamanın sadeleştirilmesi ve uygulama yükünün dengelenmesine yönelik çalışmalar, sistemin daha etkin ve uygulanabilir hale getirilmesine yönelik yeni bir yaklaşımı ortaya koyuyor. ESMA’nın 17 Şubat 2026 tarihli görüşü, EFRAG’ın sadeleştirilmiş ESRS teknik tavsiyesi üzerine hazırlanmış olup bu çerçeveyi destekliyor; ayrıca Komisyon, sadeleştirilmiş versiyonu 2026 yazına kadar kabul etme niyetini açıklamış durumda.

Bu gelişmeler, Türkiye’de faaliyet gösteren veya Avrupa ile güçlü ekonomik ilişki içinde olan şirketler açısından da doğrudan önem taşıyor. Çünkü yatırımcılar artık yalnızca açıklama düzeyine değil; açıklanan verinin karşılaştırılabilirliğine, güvenilirliğine, strateji ile bağlantısına ve karar alma süreçlerinde kullanılabilirliğine daha fazla dikkat ediyor. Başka bir ifadeyle, sürdürülebilirlik bilgisinin değeri, yalnızca yayımlanmasında değil; kurumun sermaye tahsisi, risk yönetimi ve yönetişim mimarisi üzerindeki etkisinde ortaya çıkıyor.

Bu noktada entegre düşünme yaklaşımının önemini tekrar vurgulamak isterim. Yatırımcı açısından güçlü raporlama, daha fazla veri değil; daha anlamlı, bağlantılı ve güvenilir bilgi demektir. Finansal ve finansal olmayan bilginin birlikte değerlendirilmesi, yalnızca raporlama kalitesini değil; kurumların gelecekte nasıl değer yaratacağını anlama kapasitesini de güçlendiriyor.

Çalışma Komitelerimiz Yıla Güçlü Başladı

Bu çerçevede, 2026 yılının ilk çeyreğinde gerçekleştirilen ERTA Çalışma Komite Toplantıları, yalnızca komite içi değerlendirme süreci olmanın ötesine geçerek; sürdürülebilir finansın uygulama alanları, yatırımcı beklentileri ve raporlama ekosistemine yönelik düzenleyici gelişmelerin Türkiye’ye yansımalarının çok paydaşlı bir perspektifle ele alındığı güçlü istişare platformları oldu. Finans sektörü, reel sektör ve kamu temsilcilerinin bir araya gelmesi, ERTA’nın çok paydaşlı yapısının sağladığı katma değeri bir kez daha ortaya koydu.

Bu toplantıların çıktısı olarak, her bir alt komite bünyesinde yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi hedeflenen somut proje ve çalışma başlıkları belirlendi. Politika ile uygulama arasında köprü kurmayı amaçlayan ve somut çıktılar üretmeye odaklanan bu çalışmaların, Türkiye’nin sürdürülebilir finans ve yatırım ekosistemine doğrudan katkı sağlaması hedefleniyor. Söz konusu çalışmalar; sektör ihtiyaçları, ülke öncelikleri ve küresel gelişmeler bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilerek, uygulamaya dönük ve ölçülebilir etki yaratacak şekilde tasarlanıyor. Bu kapsamda ortaya koyduğumuz tüm bu proje ve inisiyatiflerin hem ülkemizde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine hem de sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün hızlandırılmasına katkı sunacağına inanıyorum.

COP31’e Doğru: İklim Gündeminde Uzlaşı ve Çok Paydaşlı Diyalog

2026 yılının ilk çeyreğinde öne çıkan çalışmalarımızdan biri de COP31 hazırlıklarımız oldu. ERTA olarak, 26 Şubat 2026 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından düzenlenen COP31 İstişare Toplantısı’na katılım sağladık. Toplantı kapsamında; azaltım, enerji dönüşümü ve adil geçiş; iklim değişikliğine uyum, iklim finansmanı, teknoloji ve kapasite geliştirme; sıfır atık ve döngüsel ekonomi, tarım ve gıda sistemleri; deniz ve okyanuslar ile gençlik ve iklim elçileri başlıkları ele alındı. Bu kapsamlı gündem, COP31 sürecinin yalnızca müzakere boyutuyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda uygulama araçları ve finansman mekanizmaları açısından da kritik bir döneme işaret ettiğini ortaya koyuyor.

COP süreçleri, yalnızca iklim diplomasisinin gündemini belirleyen platformlar olmanın ötesine geçerek; finansal sistemin yönünü, dönüşümün maliyetini, kurumsal hazırlık düzeyini ve ülkelerin rekabetçiliğini etkileyen çok katmanlı bir yapıya evrildi. Bu çerçevede, COP31’e giden süreçte Türkiye’nin kurumsal deneyiminin ve sürdürülebilir finans ile raporlama alanındaki birikiminin küresel ölçekte daha görünür kılınması; aynı zamanda reel sektör ile finans sektörü arasında ortak bir anlayışın güçlendirilmesi her zamankinden daha kritik bir öncelik haline geldi.

ERTA olarak bu sürecin önemine paralel şekilde geride bıraktığımız dönemde, COP31 toplantı serisini hayata geçirirken eş zamanlı olarak ERTA COP31 Koordinasyon Kurulu’nu oluşturduk. Bu yapılanma, yalnızca bir hazırlık mekanizması olarak değil; sürdürülebilir finans, kurumsal raporlama, geçiş planları, yatırımcı beklentileri ve politika diyaloğu arasında daha güçlü bir entegrasyon sağlayan stratejik bir platform olarak kurgulandı.

Küresel Para Haftası 2026 Kapsamında Sürdürülebilir Finansal Okuryazarlık Eğitimleri

Sürdürülebilirlik ve finans alanındaki dönüşüm yalnızca kurumların üst yönetiminde, düzenleyici metinlerde veya teknik uzmanlık alanlarında yaşanmıyor. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için toplumsal zeminin güçlenmesi, yani finansal okuryazarlığın yaygınlaşması son derece önemli. Bu anlayışla, Küresel Para Haftası 2026 kapsamında SPK iş birliğiyle düzenlediğimiz Finansal Okuryazarlık Eğitimi, bu çeyreğin en anlamlı çalışmalarından biri oldu.

18–35 yaş aralığındaki genç profesyoneller ve üniversite öğrencilerine yönelik yürüttüğümüz eğitimlerde 500’den fazla katılımcıya ulaştık. Açılış konuşmalarında, finansal okuryazarlığın yalnızca bireysel bütçe yönetimi veya yatırım araçlarını tanımaktan ibaret olmadığını; aynı zamanda sürdürülebilir ekonomi, bilinçli karar alma ve sorumlu finansal davranış kültürünün temel bir unsuru olduğunu vurguladık.

Program çerçevesinde finansal tabloları okuma, bütçe yönetimi ve sürdürülebilir finans konuları katılımcılarla birlikte ele alındı. Bu girişim, ERTA’nın yalnızca kurumsal raporlama ve üst düzey politika diyaloğu alanında değil; toplumsal farkındalık ve kapasite geliştirme bağlamında da somut değer yarattığının önemli bir göstergesi oldu.

Entegre Raporlama ve Farkındalık Çalışmalarımızı Genişlettik

Mart ayı içerisinde, entegre raporlama uygulamaları ve deneyim paylaşımlarına odaklanan iki önemli etkinlik gerçekleştirdik.

4 Mart 2026 tarihinde MEXT iş birliğiyle düzenlediğimiz “Türkiye’nin Yeni Raporlama Ekosisteminde Değerin Bütüncül Sunumu: TSRS ile Uyumlu Entegre Raporlama ve Sürdürülebilirlik Yaklaşımı” başlıklı webinara katılım bu alana yönelik artan ilgi ve ihtiyacın ne denli güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu etkinlikte, entegre raporlamanın TSRS ile ilişkisini, şirketler için sunduğu stratejik avantajları ve uygulama boyutlarını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldık.

Bunu takip eden 5 Mart 2026 tarihli Entegre Raporlama Farkındalık Eğitimi ve Paneli ise, üyelerimiz ve paydaşlarımızla daha derinlikli bir tartışma zemini yarattı. Entegre raporlama çerçevesi, hazırlık süreci ve iyi uygulama örnekleri üzerinden ilerleyen bu buluşmada, kurumların raporlama yolculuğunda karşılaştıkları temel ihtiyaçları ve hazırlık alanlarını değerlendirme fırsatı bulduk. Bu tür etkinliklerle ERTA’nın yalnızca kavramsal çerçeve sunan bir yapı olmanın ötesine geçerek; uygulamaya dönük bilgi üreten, iyi uygulama örneklerini görünür kılan ve deneyim paylaşımını sistematik biçimde destekleyen bir platform olma niteliğini güçlendirmeye devam edeceğiz.

Akredite Eğitimlerde 7. Dönemi Tamamladık

Şubat ayında DenizBank ev sahipliğinde gerçekleştirilen 7. Dönem Akredite KSRU Eğitimi, kurumsal sürdürülebilirlik raporlama uzmanlığı alanında yürüttüğümüz kapasite geliştirme çalışmalarının sürekliliğini pekiştirirken, nitelikli insan kaynağının gelişimine de önemli katkı sağladı. Akredite eğitimlerimiz, Türkiye’de yeşil dönüşümün gerektirdiği uzman insan kaynağının gelişmesi açısından stratejik bir önem taşıyor. Önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de eğitmenlerimizin katkısı, katılımcılarımızın niteliği ve iş birliği yaptığımız kurumların desteği sayesinde güçlü bir eğitim dönemi geçirdik. Ülkemizin yeşil yakalı kapasitesinin gelişmesine katkı sunan bu programları, ERTA’nın en kalıcı değer üretim alanlarından biri olarak görüyoruz.

Düşünce Liderliği, Etki Alanı ve Bilgi Paylaşımı

Bu dönemde ayrıca, Ekonomim Gazetesi ve Zorlu Akıllı Hayat Blog gibi mecralarda yayımlanan söyleşi ve yazılarla entegre düşünce ve raporlama yaklaşımına ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmaya devam ettik. Şubat ayında Global Leaders Summit 2026 kapsamında gerçekleştirilen panelde, kurumsal değerin geleceği, entegre sürdürülebilirlik misyonu ve uzun vadeli toplumsal etki başlıklarını daha geniş bir kitleyle tartışma fırsatı bulduk. Bu tür alanları, ERTA’nın düşünce üreten, yön gösteren ve dönüşüme katkı sunan bir platform olmasının önemli uzantıları olarak görüyorum.

Bugün artık açıkça görüyoruz ki sürdürülebilirlik; kurumların yalnızca nasıl raporladığını değil, nasıl düşündüğünü, nasıl karar aldığını ve nasıl değer yarattığını kökten dönüştüren bir paradigma haline geldi.

Bu dönüşümün kalıcı ve etkili biçimde ilerleyebilmesi; nitelikli bilgi üretimi, güçlü kurumsal kapasite, çok paydaşlı diyalog ve stratejik iş birliklerinin birlikte ve uyum içinde geliştirilmesini gerektiriyor.

ERTA olarak, önümüzdeki dönemde de bu anlayışla hareket etmeye; üyelerimiz, paydaşlarımız ve tüm ekosistemle birlikte Türkiye’nin sürdürülebilirlik, kurumsal raporlama, yatırım ortamı ve sürdürülebilir finans alanlarındaki dönüşümüne somut katkılar sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

İnanıyorum ki geleceğin güçlü kurumları; yalnızca performansını raporlayan değil, risklerini ve fırsatlarını bütüncül bir bakış açısıyla yöneten, uzun vadeli değer yaratma kapasitesini stratejik bir öncelik olarak konumlandıran kurumlar olacak.

Yeni dönemin; birlikte ürettiğimiz, birlikte öğrendiğimiz ve birlikte somut etki yarattığımız bir dönem olması temennisiyle…

Sevgi ve saygılarımla,

 
Bu içeriği paylaşın;