Entegre Raporlama Türkiye
Konuk Yazar’ın Mesajı
Dünyamız, yalnızca birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha karmaşık ve kırılgan bir tablo sunuyor. Rekor sıcaklıklar, seller, kuraklık ve orman yangınları artık yalnızca çevresel birer olgu değil; tedarik zincirinden istihdama, gıda güvenliğinden toplumsal refaha kadar uzanan çok boyutlu etkiler yaratan sistemik riskler haline gelmiş durumda.
Bu dönüşüm, iş dünyası için sürdürülebilirliği bir “iyi niyet başlığı” olmaktan çıkarıp, kurumsal dayanıklılığın, finansal sürekliliğin ve güvenilirliğin temel belirleyicisi haline getiriyor. Artan eşitsizlikler, iş gücünün dönüşümü, paydaş beklentilerindeki hızlı değişim ve regülasyon baskıları, şirketleri aynı anda hem önemli risklerle hem de uzun vadeli değer yaratma fırsatlarıyla karşı karşıya bırakıyor.
Bu yeni risk mimarisinde dayanıklılık, yalnızca krizlere tepki verebilme kapasitesini tanımlamakla kalmıyor. Belirsizliği okuyabilen, riskleri önceden fiyatlayabilen ve sermayesini bu risklere göre konumlandırabilen şirketlerin stratejik üstünlüğü haline geldi. İklim krizi, jeopolitik kırılganlıklar, regülasyonlardaki değişimler, tedarik zinciri aksaklıkları ve finansmana erişimdeki dalgalanmalar, ayrı ayrı değil, birbirini besleyen ve aynı anda çalışan risk setleri olarak yönetilmek zorunda. Bu nedenle sürdürülebilirlik, yalnızca bir sorumluluk alanı değil, şirketlerin bilanço dayanıklılığını, nakit üretim kapasitesini ve uzun vadeli değer yaratma gücünü belirleyen bir finansal strateji parametresidir.
Raporlamanın Evrimi: Anlatmaktan Yön Vermeye
Bu hızlı değişim ve artan beklentiler, kurumsal raporlama anlayışının evrilmesine de yol açıyor. Artık paydaşlar ne raporladığımızdan çok, bu bilgilerle hangi kararları aldığımızı önemsiyor. Raporlamanın değeri karşılaştırılabilirlik, güvenilirlik ve karar destek gücü ile ölçülüyor. Bu nedenle farklı raporlama çerçeveleri, farklı ihtiyaçlara hizmet eden tamamlayıcı araçlar olarak öne çıkıyor.
Bu bağlamda Türkiye, geçtiğimiz yıl öncü bir adım atarak Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nı (TSRS 1 ve 2) yayımladı. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu’nun standartlarını adapte etti. Böylece 2024 itibarıyla bankalar, sigorta şirketleri, diğer finansal kuruluşlar ve belli kriterleri sağlayan halka açık şirketler için TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hale geldi. Bu gelişme, sürdürülebilirliği finansal karar mekanizmalarının merkezine taşıyan çok önemli bir eşik oldu. Güvence denetiminin zorunlu hale gelmesi ise şeffaflığı ve karşılaştırılabilirliği yeni bir seviyeye taşıdı.
TSRS’nin temel gücü, sürdürülebilirlik kaynaklı risk ve fırsatları finansal etki perspektifiyle ele almasıdır. Bu yapı sayesinde yatırımcılar, bankalar ve kredi derecelendirme kuruluşları, şirketleri aynı sektör içinde karşılaştırabiliyor. Bu sayede TSRS bir iletişim raporu olmanın ötesine geçerek, karar destek raporu olarak işlev görüyor ve şirketlerin stratejik karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlıyor.
Türkiye’nin bu alandaki öncü rolü sermaye piyasaları açısından güçlü bir güven sinyali oluştururken, ERTA’nın sağladığı rehberlik bu dönüşümün kurumsal kültüre yerleşmesinde kilit bir rol oynuyor.
CCI: Değer Yaratımını ve Dayanıklığı İş Modeline Dönüştürmek
Coca-Cola İçecek (CCI) olarak, bu dönüşümün en başından itibaren ERTA ile birlikte olmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’nin Anadolu Grubu’nun bir parçası olan CCI, Türkiye, Pakistan, Kazakistan, Irak, Özbekistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Bangladeş, Ürdün, Tacikistan, Türkmenistan ve Suriye olmak üzere 12 ülkede faaliyet gösteren, 36 şişeleme ve 3 meyve işleme fabrikasıyla ve 10 bini aşkın çalışanıyla çok uluslu bir Türk içecek şirketi. Faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi sürdürürken, çalışanlarımız, müşterilerimiz ile tüketicilerimiz ve toplum için değer yaratmayı amaçlıyoruz.
2000’li yılların başından bu yana sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızı adım adım güçlendirdik. 2002 yılında çevre politikamızı yayımlayarak kurumsal taahhüdümüzü açıkça ortaya koyduk. 2009 yılında ise Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayan ilk şirketlerden biri olduk. Ayrıca Türkiye’de GRI onaylı kurumsal sosyal sorumluluk raporu yayımlayan ilk şirket olarak, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanında örnek teşkil ettik. Aynı zamanda Türkiye’deki su ve enerji verilerimizi dış güvence altına alarak bu yaklaşımımızı pekiştirdik. 2015 itibarıyla Pakistan verilerini de sürece dahil ederek, çevresel verilerimizin dış denetimini küresel ölçekte genişletmeye başladık. Sektörümüzün ilk entegre faaliyet raporunu yayımladık ve EMEA bölgesinde içecek sektörünün ilk sürdürülebilirlik endeksli tahvil ihracını gerçekleştirdik.
Uzun vadeli değer yaratma vizyonumuz doğrultusunda “İşimizde Dayanıklıyız” temasıyla hazırladığımız 2024 Entegre Faaliyet Raporu, şirketin zorlu ekonomik ve jeopolitik koşullara rağmen gösterdiği dirençli duruşu ve sürdürülebilirlik yolculuğunda kaydettiği somut ilerlemeleri ortaya koydu. Bu yıl beşinci kez yayımladığımız entegre faaliyet raporumuzdaki sosyal performans göstergeleri ve sürdürülebilirlik taahhütleri, bağımsız dış güvence aldı. Türkçe, İngilizce, Arapça ve Rusça olmak üzere faaliyet coğrafyamızda en çok konuşulan dört dilde yayımlandı.
Bu yıl ayrıca TSRS uyumlu ilk raporumuzu kamuoyuyla paylaştık. Öncelikli iklim risklerinin iş modeli ve değer zinciri üzerindeki etkilerini, bu risklere nasıl yanıt verdiğimizi ve risklerin iş stratejisi, risk yönetimi ve yönetişim yapısıyla entegrasyonunu kamuya açık ve karşılaştırılabilir biçimde ortaya koyduk.
Entegre faaliyet raporu ile TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu birbirinin yerine geçen değil, farklı karar ihtiyaçlarına hizmet eden iki tamamlayıcı raporlama aracı olarak ele alıyoruz. TSRS sürdürülebilirlik bağlantılı risk ve fırsatları, finansal etkileri ve sektörler arası karşılaştırılabilirliği odağına alırken, entegre rapor şirketin iş modeli, stratejik önceliklerini ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımını bütüncül bir çerçevede ortaya koyuyor.
CCI olarak 2024 Entegre Faaliyet Raporumuzda finansal ve finansal olmayan performansımızı, kullandığımız sermaye unsurları, iş modelimiz ve stratejik hedeflerimiz ile şekillendirerek nasıl değer yarattığımızı, bu değeri nasıl koruduğumuzu ve geleceğe nasıl taşıdığımızı şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Bu yaklaşım, şirketin yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli dayanıklılığını ve stratejik sürekliliğini de görünür kılıyor. TSRS uyumlu raporumuzu ise düzenleyici çerçeveye tam uyum sağlayan, sürdürülebilirlik bağlantılı risk ve fırsatların ölçülebilir finansal etkilerini standart formatta sunduğumuz ayrı bir doküman olarak yayımlıyoruz. Bu sayede yatırımcılara, kredi veren kurumlara ve derecelendirme kuruluşlarına karşılaştırılabilir, güvenilir ve karar destek niteliğinde bilgi sağlıyoruz.
Birbirine alternatif olmayan bu iki raporlama yaklaşımı, birlikte ele alındığında yönetim kurulları ve üst yönetim için kritik bir soruya bütüncül bir yanıt veriyor: “Bu şirket yalnızca bugün mü karlı, yoksa yarın da ayakta kalabilir mi?” TSRS işte bu sorunun ölçülebilir ve risk ve fırsat odaklı yanını ortaya koyarken, entegre faaliyet raporu şirketin stratejik yönünü, iş modelini ve uzun vadeli vizyonunu derinleştiriyor. Sonuç olarak, TSRS ve entegre raporlama yatırımcı güvenini artırıyor, sermaye maliyetini daha etkin yönetmeye imkan tanıyor ve uzun vadeli kurumsal dayanıklılığı güçlendiriyor.
Üyesi olmaktan büyük mutluluk duyduğumuz ERTA, kurumsal sürdürülebilirlik ve entegre raporlama alanında yalnızca farkındalık yaratan değil, şirketlerin bu alanları stratejik bir bakış açısıyla ele almasına zemin hazırlayan önemli bir rol üstleniyor. Entegre düşüncesinin yaygınlaşmasına ve raporlamanın karar alma süreçleriyle daha güçlü ilişkilendirilmesine sağladığı katkı, ülkemizde bu alanın gelişimi açısından kıymetli bir referans oluşturuyor. ERTA’ya gösterdiği özverili çalışmalar için çok teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle, yeni yılın hepimiz için olumlu gelişmelere vesile olmasını temenni ediyor, hepimize güzel bir sene diliyorum.





