Entegre Raporlama Türkiye
Konuk Yazar’ın Mesajı
Entegre Düşünce: Geleceğin Değerini Bugünden Görebilmek
Finans dünyasında uzun yıllar boyunca şirket performansını ölçmenin temel yolu finansal sonuçlara bakmaktı. Ancak bugün CFO'lar olarak biliyoruz ki bir şirketin gelecekte yaratacağı değeri anlamak için bilanço ve gelir tablosunun ötesine geçmek gerekiyor. İklim değişikliği, doğal afetler, demografik dönüşümler, teknolojik gelişmeler ve değişen toplumsal beklentiler; şirketlerin risklerini, fırsatlarını ve uzun vadeli performansını doğrudan etkiliyor.
Bu dönüşüm, finans liderlerinin rolünü de yeniden tanımlıyor. CFO'lar artık yalnızca finansal performansın değil; risklerin, fırsatların, dayanıklılığın ve uzun vadeli değer yaratımının da yöneticileri haline geliyor. Finans ekiplerinin sürdürülebilirlik, risk yönetimi ve strateji ekipleriyle daha yakın çalışması artık bir tercih değil, bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.
Entegre düşünce tam bu ihtiyaca cevap veren bir yönetim yaklaşımıdır — raporlamanın çok ötesinde. Şirketin farklı fonksiyonlarının ortak değer yaratma amacı doğrultusunda hareket etmesini sağlar; finans, risk yönetimi, strateji, insan kaynakları, operasyon ve sürdürülebilirlik ekiplerinin aynı resmi görmesine yardımcı olur.
Bu bakış açısı sigortacılığın temel mantığıyla son derece uyumludur. Sigortacılığın özü, bugünün değerlerini geleceğe taşıyabilmektir. Bu nedenle sigorta şirketleri uzun yıllardır yalnızca gerçekleşmiş sonuçlara değil, gelecekte ortaya çıkabilecek risklere odaklanarak faaliyet göstermektedir. Bir sigorta şirketi için iklim değişikliği, doğal afetler, demografik dönüşüm, siber tehditler ve toplumsal kırılganlıklar yalnızca sürdürülebilirlik başlıkları değildir — aynı zamanda risk modellerimizi, fiyatlama mekanizmalarımızı, sermaye yeterliliğimizi ve uzun vadeli finansal performansımızı doğrudan etkileyen unsurlardır. Bir anlamda sigortacılık sektörü, ekonominin erken uyarı sistemlerinden biri olarak çalışır.
Allianz Grubu'nun küresel deneyimi de bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır. İklim riski, biyolojik çeşitlilik kaybı, kaynak kullanımı, insan hakları ve toplumsal kapsayıcılık gibi konular; yatırım kararlarından sigortalama politikalarına, tedarik zincirinden ürün geliştirme süreçlerine kadar iş modelinin merkezinde yer alıyor. Bu küresel dönüşüm, Allianz Türkiye'deki yaklaşımımızı da şekillendiriyor. Geçtiğimiz yıl yenilediğimiz sürdürülebilirlik stratejimizi, çifte önemlilik yaklaşımı doğrultusunda güncellediğimiz önceliklendirme analizinin sonuçlarıyla uyumlu hale getirdik. Böylece hem faaliyetlerimizin çevre ve toplum üzerindeki etkilerini hem de çevresel ve sosyal gelişmelerin şirketimiz üzerindeki etkilerini birlikte değerlendiren bir yaklaşım benimsedik.
Bu yaklaşımın kurum içinde görünür ve ölçülebilir hale gelmesinde entegre raporlama kritik bir rol üstleniyor. Allianz Türkiye olarak 2020 yılında, 2019 yılı faaliyet dönemimizi kapsayan raporumuzla, Türkiye sigorta sektöründe entegre rapor yayımlayan ilk şirket olduk. Bugün yayımladığımız yedinci entegre raporumuzda; Allianz Sigorta, Allianz Hayat ve Emeklilik, Allianz Yaşam ve Emeklilik ile Beykoz Gayrimenkul şirketlerimizin finansal ve finansal olmayan performansını bütüncül bir bakış açısıyla paylaşıyoruz.
Geriye dönüp baktığımızda ise entegre raporlamanın bizim için en önemli çıktısının raporun kendisi olmadığını söyleyebilirim. Asıl dönüşüm, süreç içinde kurum genelinde gelişen entegre düşünce kültürü oldu. Finans, sürdürülebilirlik ve strateji fonksiyonları arasındaki iş birliği güçlendi; geçmişte ayrı ekipler tarafından yürütülen birçok konu bugün ortak bir bakış açısıyla ele alınıyor. Çünkü iklim riski aynı zamanda finansal risktir. İnsan sermayesi aynı zamanda rekabet gücüdür. Kurumsal itibar aynı zamanda ekonomik değerdir.
Önümüzdeki dönemde bu yaklaşımın önemi daha da artacaktır. ISSB standartları, AB'nin sürdürülebilirlik raporlama düzenlemeleri ve Türkiye'de uygulamaya alınan TSRS, finansal ve finansal olmayan performansın birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Yatırımcılar da artık yalnızca bugünkü performansa değil, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığına ve dönüşüm kapasitesine odaklanıyor.
Allianz Türkiye olarak yedi yıllık deneyimimizden çıkardığımız en önemli ders şudur: Kalıcı değer yaratmak yalnızca finansal sonuçları yönetmekle mümkün değildir. Geleceğin başarılı kurumları, finansal başarı ile toplumsal ve çevresel değeri birbirini güçlendiren unsurlar olarak görebilen kurumlar olacaktır.





